
Özulaş AŞ. Genel müdürü İsmail Yolcu,Genel kurul toplantısında yaptığı konuşmada İstanbul Toplu Ulaşım sorunlarına dikkat çekti
Yolcu, yaptığı konuşmada; Değerli hazirun; kenti içi toplu ulaşıma, hiç şüphesiz kentlerin, bilhassa da İstanbul gibi metropollerin en önemli elemanıdır.
Kentlerdeki hızlı nüfus artışları ve plansız yapılaşma beraberinde başta trafik ve çevre olmak üzere, bu gün şiddetli bir şekilde yaşadığımız sorunları ortaya çıkarmaktadır. Kentin sorunlu olması, çok tabi olarak ayrılmaz bir parçası olan toplu ulaşımı da sorunlu ve yüksek maliyetli hale getirmektedir.
Dünyadaki Metropol şehirlerde, her geçen gün ağırlaşan çevre, ekonomi, sosyal ve trafik sorunları, bu faaliyetin yerel veya merkezi idareler tarafından fark edilmesini ve kent hayatı üzerindeki etkisinin anlaşılmasını sağlamıştır.
Gelişmiş ülkelerde şehirleri yönetenler artık köprü, alt geçit, otopark ve yol yaparak, ya da mevcut tesislerin kapasitelerini artırarak ulaşım ve trafik sorunlarının çözülemediğini tecrübeyle öğrenmişlerdir.
Bu nedenle de özellikle büyük kentlerin ulaşım alt ve üst yapısının hazırlanmasında, fiziki düzenlemelerde kent içi toplu taşımaya öncelik sağlanmakta, ulaşım için ayrılan bütçeler, özel toplu taşıma yolları, şeritler yapılarak niteliğin ve ticari hızın artırılması için kullanılmaktadır. Toplu taşımanın daha etkin kullanılması ve özel araç girişlerinin caydırılması için Kent merkezlerinde otoparklar kaldırılmakta, ZON sistemiyle belirli noktalara kısıtlamalar getirilerek özel araç kullanımı caydırılmaktadır.
Yolculuk kalitesi ve çevre ön planda tutulduğu için, gelişmiş ülkelerin çoğunluğunda, özellikle insanların daha yoğun hareket ettiği kent merkezlerinde, temiz enerji kullanan yüksek kapasiteli araçlar ve sistemler tercih ve teşvik edilmektedir.
Kıymetli hazirun, kentimizdeki trafik sorunu buna bağlı olarak sosyal, ekonomik ve işletme şartlarından kaynaklanan sıkıntılarımız her geçen artmaktadır. Bu gün artık çevre ve trafik sorunları dayanılmaz hale gelmiştir. İnsanlar çok kıymetli zamanlarının önemli bir bölümünü yollarda heba etmek durumunda kalmaktadırlar.
Kentimizin mevcut sorunları sektörümüzden bağımsız olmadığı için arazi üzerindeki durak, peron, yol ve trafik sorunları bizi direkt olarak etkilemekte, çalışma şartlarımızı ağırlaştırmakta ve maliyetlerimiz her geçen gün artmaktadır.
Trafik şartlarının sektöre maliyetini bir örnekle ifade edebiliriz. 1980’li yıllarda 16 saat çalışan ve 250 KM kat eden bir araç için, günlük ortalama 12 olan sefer sayısı bu gün, yürüyen otoparklara dönüşen yollar, girilemeyen ve çıkılamayan peronlar nedeniyle 5’e düşmüş, kat edilen KM ise ortalama 350’ye yükselmiştir. Bu rakamlar gerçek kaybımızın ne olduğunu sanırım anlatmaktadır.
Günlük sefer sayısının düşmesi ve kat edilen KM’nin yükselmesine kentin büyümesi ve buna bağlı olarak hatların uzaması tek gerekçe olarak gösterilemez. Elbette bu durum etkenlerdendir. Ancak temel neden aşırı trafik ve bağlı olarak ticari hızın düşmesidir. Bu arada Metrobüs, Metro, Marmaray ve Tramvay gibi ana taşıma sistemlerinin otobüs hatlarını kısalttığını da gözden kaçırmamalıyız.
1980 li yıllarda 30 KM/saat olan ticari hız bu gün 15 KM civarına gerilemiştir. İşletme ve çalışma koşulları hiç olmadığı kadar ağırlaşmış, bu sebeple şoför bulma sıkıntısı başlamıştır. Şartlar iyileşmediği takdirde ilerleyen zaman içinde nitelikli eleman bulabilmek daha da zorlaşacaktır.
Nitelikli eleman bulamama, Otobüs başına günlük yolcu sayısı artarken, günlük sefer sayısının sürekli düşüyor olması aynı zamanda kalitenin da düşmesi anlamına gelmektedir. Çünkü seyahat süreleri artarken ve doluluk oranları özellikle pik saatlerde anormal hal almakta, şoför müşteri arasında iletişimde sıkıntılar olmaktadır.
Bu olumsuz şartlarda Otobüs ve eleman kalitesinin artırılmış olması bile müşteri memnuniyetini sağlayamamaktadır. Bu durum ayrıca, şoförler üzerinde yolcu baskısını, dolayısıyla da kural dışı talepleri ve davranışları da artırmaktadır.
Bu şartların tabi gereği olarak Kentimizde çok ciddi olarak trafik yönetim ve denetimi zaafiyeti oluşmuştur. Artık ana arter, ara arter farkı kalmamış, her toplu ulaşım güzergâhı işgal ve galeri alanlarına dönüşmüştür. Daha öne 5 dakikada kat edilebilen mesafeler yarım saatte, bir saatte gidilebilmektedir.
Sefer saatine yetişme, ceza alırım stresi ve yolcu baskısı şoförleri görev yapamaz hale getirmiştir. Kent hayatı ve toplu ulaşım artık alarm vermektedir.
Özel araçların ara yolları kullanarak daha hızlı erişebildiği veya toplu ulaşım araçları ile aynı şartlarda seyir ettiği, ya da özel araçlar karşısında toplu ulaşım aracının hiçbir avantajının olmadığı ortamda ve toplu ulaşımda yolculuk konforunun çok düşük olduğu şartlarda, daha konforlu olan özel araç kullanımını caydırabilmeniz mümkün olamayacaktır.
Kent içi toplu ulaşıma dünyadaki bakış inşallah ülkemizde de kısa zamanda hakim olacak ve özellikle güzel kentimiz İstanbul da, kent içi toplu ulaşımın sorunları çözülerek özel işleticilere gerekli destekler sağlanacaktır. Bunu umuyor, bekliyor ve talep ediyoruz.
Hızlı bir şekilde Kurumsallaşmayı sağlayamadığımız ve faaliyetin yapıldığı fiziki alan üzerinde gerekli düzenlemeleri yapamadığımız takdirde çok ciddi sorunlar bizi beklemektedir.
• Özetleyecek olursak, Şoförlerin çalışma şartları her geçen ağırlaşmaktadır. Yakın bir gelecekte bu sektörde sürücü bulamama problemi yaşamamız kaçınılmazdır.
• Otobüs başına kat edilen km düşmediği halde sefer sayısının azalması maliyetlerimizi artırmakta ve kaliteyi düşürmektedir.
• Artık durum “çok yolcu çok gelirdir” olmaktan çıkmış, kalitesizliğe dönüşmüştür.
• Bu durum kapasitenin daha verimli kullanılmasını engellemektedir.
• İşgaller ve araç sayısının fazla olması nedeniyle, duraklara ve peronlara girebilmek artık sorundan öteye bir hal almıştır.
Özel Halk Otobüsleri artık dar bölge havuzlarını birleştirerek kurumsal işletmeciliğe geçmelidirler.
Aksi halde araç tiplerini talebe göre çeşitlendiremeyecek, dolayısıyla da oluşan talepleri karşılayamadıkları gibi sahip oldukları kapasiteyi esnek ve daha verimli kullanamayacaklardır. ÖHO işleticileri artık Körüklü otobüs kullanabilmelidir.
Kapasite yetersizliği karşısında oluşacak talep baskısı, kaçınılmaz olarak kamunun başka tedbirler almasına neden olacaktır. Bu ise hizmet kalitesini olumsuz yönde etkileyen ve kapasitenin daha verimli kullanılmasını engelleyen aynı alanda birden fazla unsurun rekabet halinde çalışmasından kaynaklanan karmaşayı, sıkıntıları daha da artırmak anlamına gelmektedir.
Toplantımızın ÖZULAŞ ve sektörümüz için hayırlı olmasını temenni ederken, daha yaşanabilir bir kent ve daha nitelikli ve sürdürülebilir toplu ulaşıma sahip oluruz dileğiyle saygılarımı sunuyorum.
Toplam 5097 defa okunmuştur. Paylaş
Etiketler : Genel Müdür İsmail Yolcu’dan çözüm önerileri